Kolon kanseri vakaları 45 yaş altında artış gösteriyor. Uzmanlar, aile öyküsü, yaşam tarzı ve beslenme gibi risk faktörlerine dikkat çekerek erken teşhisin önemini vurguluyor.
Kolon kanseri, özellikle beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları nedeniyle dünya genelinde sık görülen ve ölümlere yol açan önemli bir sağlık sorunudur. Ülkemizde ve dünyada 45 yaş altı bireylerde görülme sıklığı artış gösterirken, teşhis ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler yaşam kalitesini ve süresini yükseltmektedir.
Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri vakalarının büyük çoğunluğunun öngörülemez şekilde ortaya çıktığını belirtti. Vakaların yüzde 3-5’i kalıtsal genetik mutasyonlardan kaynaklanırken, yaklaşık yüzde 20-25’inde güçlü aile öyküsü bulunmaktadır. Ailede kolon kanseri öyküsü, bireyin hastalığa yakalanma riskini artırmaktadır. HNPCC, FAP ve Peutz-Jegher polipozisi gibi genetik durumlar riski yükseltir.
Kolonoskopi taramasında tespit edilen adenomlar ve iltihabi bağırsak hastalıkları da kanser riskini artırabilir. Aşırı alkol tüketimi, sigara, obezite, işlenmiş gıdalar, insülin direnci, radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması gibi faktörler de riski yükselten etkenler arasındadır.
Kolon kanserinde erken teşhis, görüntüleme ve cerrahi tekniklerdeki gelişmeler sayesinde tedavi başarısı artmaktadır. Kemoterapi, akıllı ilaçlar ve immünoterapiler, kanserli hücrelerle mücadelede etkinliği artırmaktadır. Kemoterapi, vücuttaki hızlı büyüyen kanser hücrelerini yok etmeyi hedefler ve genellikle damar yoluyla veya ağızdan alınır.
Kemoterapi, cerrahi, radyoterapi, hedefli tedavi veya immünoterapi gibi diğer tedavilere ek olarak kullanılır. Tedavinin amacı, iyileşme şansını artırmak, kanserin tekrarlama riskini azaltmak, belirtileri hafifletmek ve hastaların daha uzun, kaliteli bir yaşam sürmelerini sağlamaktır.
Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ameliyatı sonrası kalan kanserli hücreleri yok etmek ve tekrarlama riskini azaltmak için adjuvan kemoterapi önerildiğini vurguladı. Bu tedaviye genellikle ameliyattan sonraki 8 hafta içinde başlanır. Kanser kanıtı olmasa bile risk yüksekse adjuvan kemoterapi önerilebilir.
Lenf düğümlerinde kanser hücrelerinin bulunması, bağırsakta yırtık oluşması, yüksek dereceli kanser hücreleri veya bağırsak tıkanıklığı gibi durumlar riski artırabilmektedir. Bu durumlarda kişiye özel tedavi yöntemleriyle başarı şansı yükseltilir.
Bursa Taraf, Bursa ve çevresindeki gelişmeleri tarafsız, hızlı ve güvenilir habercilik anlayışıyla okuyucularına sunan dijital haber platformudur. Yerelden ulusala uzanan geniş içerik yelpazesiyle doğru bilgiye ulaşmanızı sağlar.
Yorum Yap